Bazı eşyalar, eski evlerin izlerini bugünlere taşır. Hafızalarda yer eden bu nostaljik nesneleri birlikte hatırlıyor, geçmişe kısa bir yolculuk yapıyoruz.
Okula, işe gitmek için sabahın erken saatlerinde uyandığımızda ilk gördüğümüz o sevimli saatin üzerindeki tavuk ailesi olurdu.
Televizyon öncesi dönemde en büyük eğlencelerden biri olan radyo tiyatrolarını, büyüklerimizin ciddiyetle dinlediği ajansları hatırlatan bu güzel antika radyolar, günümüzde daha çok dekoratif amaçla kullanılıyor.
Çocukluğumuzda para biriktirmeyi ilk öğrendiğimizde elimize geçen her kuruşu heyecanla içine attığımız kumbaralarımız pek kıymetliydi. Geceleri uyumadan önce kumbaramızı açtırdığımızda içindeki para ile neler yapacağımızın hayalini kurardık.
Cep telefonlarının, bilgisayarların henüz hayatımıza girmediği günlerde sevdiklerimize ulaşmanın tek yolu evimizdeki çevirmeli telefonlardı. Telefonun yanında duran Altın Rehber ise şehrimizdeki tüm numaralara açılan kapıydı.
İster bir Türk filmi izleyecek olalım ister olimpiyatları, televizyonun üstündeki anteni çevirip bükerek çeşit çeşit şekle girer, ekrandaki görüntüyü düzeltmeye çalışırdık.
Bir dönemin en büyük eğlencesi olan Kızmabirader oyunuyla, zekâ seviyemizi belirlemek için başında saatler harcadığımız Solo Test, Tetris, Super Mario ve aklımızı başımızdan alan Game Boy çocukluğumuzun unutulmazları arasındaydı.
Eski günlerdeki mutfakları düşündüğümüzde ise ilk aklımıza gelenler içinde en lezzetli yemeklerin piştiği emaye tencereler ve ailecek oturduğumuz sofraların değişmezi melamin tabaklar olur.
Titiz annelerimizin elinden düşürmediği gırgır, evdeki mükemmel temizliğin, üzerinde bir toz tanesi bile olmayan sehpaların, büfelerin garantisiydi.
Herkes bilir ki en lezzetli börekler davul fırında pişer. Belki artık evlerimizde davul fırın kullanılmıyor ama vakti zamanında o fırınlardan çıkan lezzetleri de unutmamız mümkün görünmüyor.