Memleket Hikâyelerinin İsmi: Refik Halid

Osmanlı’da doğup Cumhuriyet’te yetişen Refik Halid Karay, Millî Eğitim Bakanlığının 100 Türk Edebiyatçısı arasında yer alıyor. Kültür ve Yaşam sayfamızda konuğumuz…

12 Haz 2025

Okunma

Hukukçu, gazeteci, siyasetçi ve yazar…

1888 ile 1965 yılları arasında yaşamış olan Refik Halid Karay, Galatasaray Sultanisinde hukuk öğrenimi görmüş, günümüzdeki adıyla Hazine ve Maliye Bakanlığında memur olarak çalışmıştı. II. Meşrutiyet’in ardından gazetecilik yapan Karay, Fecr-i Atî topluluğuna katılarak mizah ve eleştiri türünde yazılar yazmaya başladı. Dönem dönem kaleme aldığı yazılar Çorum, Ankara, Bilecik, Beyrut ve Halep’te sürgün hayatı yaşamasına neden oldu.

Türkçeyi ustalıkla kullanmıştır…

Halit Fahri Ozansoy, Refik Halid Karay’ı “Türkçenin en iyi yazarı” olarak tanımlamıştır. İstanbul Türkçesi konuşan köklü bir aileden gelen Karay’ın eserlerindeki kelime ve deyim zenginliği dikkat çekicidir. İstanbul’un Bir Yüzü, Nilgün, Dişi Örümcek, Yeraltında Dünya Var gibi yirminin üstünde romanı, çok sayıda mizah, günlük ve anı türünde kitabı bulunmaktadır. Yukarıda gördüğünüz alıntı ise Bir Avuç Saçma isimli günlüğüne aittir.

Anadolu’yu anlatan yazar olarak bilinir…

Refik Halid Karay’ın sürgün dönemleri Anadolu’yu tanımasına ve yazılarına aktarmasına sebebiyet vermiştir. Günümüzde yazarın adı geçtiğinde akla gelen kitaplar da bu dönemde ürettiği eserlerdir: Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri. Süsten uzak kısa cümlelerle kaleme aldığı Memleket Hikâyeleri’nde on sekiz öykü yer alır. Gurbet Hikâyeleri ise çoğu Orta Doğu’nun farklı yerlerinde geçen on yedi hikâyeden oluşmaktadır.

En çok övgüyü hikâyeleri almıştır…

Birçok yazar ve eleştirmen, Refik Halid Karay’ın hikâyelerini diğer çalışmalarından daha özel bulmuştur. Örneğin Refika Taner’e ait Edebiyatımızda Seçme Hikâyeler kitabında Sabri Esat Siyavuşgil’in Karay’la ilgili şu sözü geçer: “Bana o hikâyeler, bugün, Anadolu’nun insan ve cemiyet hayatı hakkında yazılmış̧ ve yazılacak en azametli psikoloji ve sosyoloji eserlerinden daha etraflı, daha derin, daha dolu ve daha gerçek geliyor. Öyle sanıyorum ki bu hikâyeleri okumadan Anadolu’yu anlamanın, anlamaya çalışmanın imkânı yok.”

BENZER İÇERİKLER