Karagöz neden Hacivat’ın sözlerini hep yanlış anlar, bu yanlış anlamalar nasıl komik sahnelere dönüşür? Yazımızda, gölge oyununun unutulmaz mizansenlerine bakıyoruz.
Hacivat – Karagöz’üm merhaba!
Karagöz – Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!
Hacivat – Hoş geldin sevgili Karagözüm!
Karagöz – Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
Hacivat – Gel seninle Bursa’yı gezip dolaşalım.
Karagöz – Kime dalaşalım.
Hacivat – Dalaşalım değil Karagöz’üm dolaşalım.
Hacivat – Karagözüm, sucuk aldım. Gel mangal sefası yapalım.
Karagöz – Birer kangal alalım ama benim bahçe küçük, kangala dar gelir.
Karagöz – Hazıra dağlar dayanmaz derler.
Hacivat – Dayandı.
Karagöz – Mirasyedinin mirası biter derler.
Hacivat – Bitmedi.
Hacivat – Bak Karagöz’üm, leylekler gelmiş. Artık yaz geliyor.
Karagöz – Hacivat, anlamsız konuşma. Hem leylek gelmiş diyorsun, hem kaz geliyor diyorsun.
Hacivat – Merhaba Karagöz’üm, uğurlar olsun!
Karagöz – İftar kokuları burnuna dolsun!
Karagöz – Hacı Cavcav, aklıma bir bilmece geldi.
Hacivat – Hatırın kalmasın, sor bakalım?
Karagöz – Ama bilemezsen bize iftara geleceksiniz!
Hacivat – Sokakta aldım bir tane, evde oldu bin tane. Nedir bu, bil bakalım?
Karagöz – Tahtakurusu.
Hacivat – Hay kör olmayasıca Karagöz’üm. Tahtakurusu olur mu?
Karagöz – Pekâlâ olur. Sokaktan bir tane kap da evde nasıl çoğalırlar gör.
Hacivat – Yer altında kırmızı minare.
Karagöz – Kim bilmez onu yahu?
Hacivat – Neymiş bakalım?
Karagöz – Kırmızı minare işte.