Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
18638
post-template-default,single,single-post,postid-18638,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

BİLECİK’TEN YAYILAN DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRASLAR

“Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bana, uysallık sana. Gücenme bize, gönül alma sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana.” İşte, Bilecik denince akıllara hemen Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyet ettiği bu sözler gelir. Gelin, bu kadim şehrin günümüze kadar taşıdığı kültürel ve doğal mirasları tekrar hatırlayalım.

1#

600 yıl boyunca üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun doğduğu bölge tam da Bilecik sınırları içindeydi. Ertuğrul Gazi liderliğindeki Kayı Türkleri, Bilecik’in Söğüt ilçesinde kurdukları 400 çadırlık bir uç beyliğinden Osmanlı Devleti’ni çıkarmışlardı. Anlayacağınız, böylesi tarihi öneme sahip bir şehir Bilecik… Yukarıda gördüğünüz fotoğraf da şehrin 8 ilçesinden Gölpazarı’na ait.

2#

Daha eskilere gidildiğinde Hititler’den Frigler’e Romalılar’dan Bizans’a onlarca medeniyeti ağırlamış bu kent tarih meraklıları için tam bir cazibe merkezi. Hem arkeolojik hem de etnografik incelemeler yapmak için Merkez ilçesinde bulunan Bilecik Müzesi en doğru adres. Osmanlı’dan kalan izler ise şehrin bir ucundan diğer ucuna uzanan her yerde görülebilir. II. Abdulhamit döneminden kalma tarihi saat kulesi de bunlardan sadece biri.

3#

Osmanlı Devleti’nin kurucu isimlerinden ve Osmanlı Hanedanı’nın ilk padişahı olan Osman Gazi de Bilecik, Söğüt doğumlu. Kendisinin ve hocası olan Şeyh Edebali’nin türbeleri şehirde en çok ilgi gören mekânlar arasında bulunuyor. Sonraki yıllarda yaptırılan Ertuğrul Gazi Camii, Orhan Gazi Camii, Hamidiye Camii gibi eserler de şehrin alametifarikalarından. Fotoğrafta gördüğünüz 16. yüzyılda yapılan Rüstem Paşa Camii ise mimarisindeki geometrik ve simetrik detaylarla ziyaretçilerini büyülüyor.

4#

Bilecik’in zengin kültürel geçmişini farklı yapılar üzerinden görmek isterseniz Osmaneli ilçesinde bulunan Rum Ortodoks kilisesi Hagios Georgios ya da daha bilinen adıyla Aya Yorgi Kilisesi’ne bakabilirsiniz. Fakat bu eser sanıldığı gibi Bizans döneminde değil 19. yüzyıl Osmanlı’sında Macar bir mühendis tarafından inşa edilmiştir.

5#

Bilecik’te tarih bir yana doğa bir yana, bazen de tarih ve doğa iç içedir. Cennet Vadisi gibi doğanın içinde vakit geçirip etkinlikler yapabileceğiniz mekânlar olduğu gibi Türbin Mesire Yeri gibi özgürce hareket edebileceğiniz alanlar da bulunuyor. Çiçekli, Kömürsu gibi alabildiğine uzanan yeşil alanlar da şehrin akciğerlerini her daim tertemiz tutan yaylalar.

6#

Sakarya Nehri’nin sulayarak geçip gittiği Bilecik’te bir doğa harikası var ki “cennetten bir köşe” ifadesinin dünyamızda kullanılabileceği yerlerden birine karşılık geliyor diyebiliriz. Mütevazı boyutlardaki Bozcaarmut Göleti’nden söz ediyoruz. Ağaçların ve yaban hayatının çevrelediği oluşum biz insanlara doğanın en güzel fotoğraflarından birini veriyor. Gölet, şehrin Pazaryeri ilçesindeki Bozcaarmut köyünde yer almakta.

7#

Biraz da Bilecik’in yemek kültüründen söz edin derseniz, klasik bir Anadolu mutfağının bütün özelliklerini barındırdığını ama kendi farkını eklemekten de geri durmayan bir şehir olduğunu söyleyebiliriz. Mesela mantı çok tüketilen bir yemek; ama özellikle nohutlu ya da mercimekli olanı. Biber dolması oldukça meşhur; ama özellikle erikli ekşili olanı. Anadolu’da sıklıkla gördüğümüz keşkek, kuru fasulye, kesme hamur, güveç gibi yemekler de şehrin mutfağında en çok pişenler.

akin aksoy