Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
21037
post-template-default,single,single-post,postid-21037,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

ŞEHİR HAYATININ EN SEVİMLİ TARAFI: SOKAK HAYVANLARI

Sokak hayvanları denince akıllara hemen kediler ve köpekler gelir… Fakat amaç şehir hayatını insanlarla paylaşan hayvanları tanımlamaksa bazılarını es geçiyoruz demektir. Hassasiyet gerektiren bu konuyu Kültür ve Yaşam olarak ele alıyor, şehirde birlikte yaşadığımız minik canlıların bir kısmını sayfamızda ağırlıyoruz.

Güvercinler: Meydanların zarif sakinleri

Bırakın teknoloji çağını dijital çağa girdiğimiz şu dönemlerde muhtemelen bizi müstehzi bir gülümsemeyle izliyorlar. Neden mi? Çünkü bir zamanlar uzak mesafeler arasındaki iletişimin yegâne aracı onlardı. Binlerce yıldır insanlarla yaşayan güvercinler evcilleştirilen ilk kuş türüydü. Bu eski dostları mutlu etmenin yollarından biri uygun gördüğünüz yerlere tahıllardan oluşan yemler serpiştirmek olacaktır.

Ağaç dallarındaki gönüllü müzisyenler: Serçeler

Evinizin önünde bir ağaç varsa, hele bir de mevsimlerden baharsa güne şakımalarıyla uyanmanız kaçınılmazdır. Minicik gövdesinden nasıl bu kadar coşkulu sesler çıktığına şaşar kalırsınız. Hem çok ürkek, hem açık alanda oturduğunuz bir masanın kenarına konacak kadar sosyaldirler. Eğer bir serçenin üremek için pencerenizin önüne veya balkonunuza yerleşmeye çalıştığını görürseniz şanlısınız demektir, artık size düşen çocuklarını alıp gideceği güne kadar onu bir an olsun ürkütmemektir.

Martılar: Vapur peşindeki uslanmaz çocuklar

Özellikle de İstanbul Boğazı’ndaki vapurların amansız takipçileridir martılar. Kâh gökyüzünde süzülüşleri kâh çığlık çığlığa ötüşleriyle vapur yolculuklarına heyecan, umut ve hayal katarlar. Klasik bir günde bir kıyıdan karşı kıyıya uçup duran metropol martılarının ortalama ömrü 10-15 yıldır fakat bazıları denize atılan plastikleri, çöpleri yemek sanıp yediği için o kadar bile yaşayamaz. Özetle, şehrimizi paylaştığımız bu kuşlar için denizleri temiz tutmak son derece önemlidir.

Sokaklardaki oyun arkadaşlarımız: Kediler

Oyun çağındaki bir çocuk olmak da 80’lik bir dede olmak da durumu değiştirmez. Sokak ortasında durmuş yüzüne, hatta gözünün içine içine bakan bir kedi gören hiç kimse duruma kayıtsız kalamaz ve özenle incelttiği ses tonuyla seslenir: “Ne güzel şeysin sen öyle…” Bazen de kimseye aldırış etmeden bir yerden bir yere koşturduklarına tanık olursunuz ve o zaman bile keyiflidir seyirleri… Şüphesiz ki onlar şehirlerimizin en şaşkın ama en sevimli sakinleridir.

Köpekler: Biraz ilgi, biraz sevgi, bolca sadakat

Köpekler ilgi ve sevgiye karşılık veren dost canlısı hayvanlardır. Bulundukları yere bağlanan ve hemen koruma altına alan bu delikanlılar kimi zaman bazı nedenlere bağlı olarak saldırganlaşabilirler. Eğer çevredeki sokak köpekleri için yerel birimlerden destek istenir, gerekli aşı ve bakımları yaptırılırsa, onlar için sokağa düzenli olarak su ve yemek kapları bırakılırsa bu sorun da ortadan kalkacak, herkes bir arada sevgi ve saygı içinde yaşayabilecektir. J

Şehrin asosyal üyeleri: Kirpiler

Onlar büyük bahçeleri ve parkları seven, toprak içinde kazdıkları tünellerde yaşayıp insan içinde görünmekten hazzetmeyen şehir sakinleridir. Elbette gerçekte bir şehir canlısı değil, doğanın içinde, doğal hayat şartlarında yaşamını sürdürebilen varlıklardır. Yine de ara sıra yolunuzun üstünde veya bir çalılığın içinde onlara denk gelebilirsiniz. Dikenlerini fırlattığı düşüncesiyle insanlar onlardan korksalar da kirpilerin böyle bir yeteneği bulunmamaktadır.

Karıncalar: Her an her yerde olabilirler

Yaşadığınız kentte balkonda, mutfakta, bahçede, sokakta, her an her yerde karşılaşabileceğiniz karıncalar, bazen geniş bir alana yayılarak insana ne yapacağını şaşırtırlar. Onları kendi alanlarında rahat bırakmak, eğer sizin alanınıza giriyorlarsa incitmeden uzaklaştırmak en doğru yöntem olacaktır. Bu konu, fiziksel kırılganlıklarıyla ünlü olan minik canlıları insan için merhamet kıstasına dönüştürecek kadar mühimdir. Ne de olsa iyi yürekli, ince duygulu insanlar için “o karıncayı bile incitmez” denmesi boşuna değildir.

Derya Ülkar