Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
33397
post-template-default,single,single-post,postid-33397,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Seslerin Dili: Kuşlar Nasıl Konuşur?

Sabahın ilk ışıklarıyla şehirde, parkta, ormanda doğa sesini yükseltir; önce “gu-guuk”, ardından “çink-çink”… Gelin, bu tanıdık kuş seslerini birlikte inceleyelim.

1#

Türkiye’nin hemen her yerinde yılın her günü ona rastlamak mümkündür. Ama o kendini yumuşak, tekrar eden sesiyle sabahları belli eder. Dallarda ya da kayalıkların kıyısında kurduğu mütevazı yuvasında genellikle eşiyle birlikte yaşar. Çünkü kumrular için “eş” sadece bir partner değildir, aynı zamanda bir yol arkadaşıdır. Öyle ki bu bağlılık dilimize bile yerleşmiştir. Birbirine yakın, uyumlu çiftler için “kumrular gibi” deriz. Uzun kuyruğu, açık gri kanatlarıyla şehirde, parkta, pencere önünde karşımıza çıkabilir. Tohum ve meyveyle beslenir. Yavrularını ise “kursak sütü” ile büyütür. Ve tüm bunları yaparken o tanıdık sesiyle sabaha eşlik eder: “gu-guuk… gu-guuk…”

2#

Sabahın ilk saatlerinde daldan dala atlayıp dururken bir anda görürsünüz onu, renkleriyle de kendini hemen ele verir. Siyah başı, iri beyaz yanakları, parlak sarı gövdesi ve ortasından geçen belirgin siyah çizgisiyle onu tanımak oldukça kolaydır. Sırtı yeşilimsi, kanatları ve kuyruğu ise mavimsi tonlar taşır. Ormanlarda, bahçelerde, çalılıkların arasında… Yerinde duramayan bu sevimli yaramaz, ağaç olan her yerde karşımıza çıkabilir. Ve o değişken sesi ile bazen metalik bir “çink-çink…” bazen ritmik bir “tui-tui-tui…” ile sabahın içine neşeyle karışır.

3#

Yuvarlak gövdesi, koca kafası ve iri gözleriyle hemen fark edilen kızılgerdan, en çok da yüzündeki o kızıl tonuyla tanınır. Göğsüne doğru yayılan bu sıcak renk, açık kahverengi sırtıyla hoş bir uyum oluşturur. Küçük siyah gagası ve koyu gözleriyle ifadesi hep canlıdır. Ormanlarda, bahçelerde, çalılıkların arasında… Özellikle kışın parklarda, şehir içindeki yeşil alanlarda karşımıza çıkar. Yuvasını çoğu zaman gözden uzak yerlere; çalı diplerine, sarmaşıkların arasına yapar. Beslenirken yerde zıpladığını görürsünüz. Böcekler, larvalar ve küçük canlılarla beslenir; arada küçük tohumları da yer. Çoğunlukla tiz başlayıp ardından pesleşen ötüşüyle “tik… tik-tik… tsiiip…” diye seslenerek orada olduğunu haber verir.

4#

Yazın ormanlarda kışın açık arazilerde sürüsüyle beraber dolaşan ispinoz, hareketli bir kuştur. Kanadındaki beyaz leke ile diğer ötücülerden kolayca ayrılır. Erkeği oldukça renklidir; gri-mavi başı, kestane tonlu sırtı ve kirli pembe göğsüyle dikkat çeker. Dişisi ve gençleri ise daha sade görünür; kanat lekeleri daha küçüktür. Ve sesi… Gür, hızlı ve melodiktir. Bazen net bir “pink…”, uçuşta yumuşak bir “dyup…” bazen de cırtlak bir “viit…” ya da “tsvii…” sesi çıkararak bulunduğu her ortamı ritmiyle doldurur.

5#

Her arazide, büyük sürüler hâlinde karşımıza çıkan sığırcığın en dikkat çeken özelliği, oluşturduğu devasa, senkronize sürülerdir. Yaz göçmeni, kış göçmeni ya da yerli olsun, bir araya geldiklerinde sayıları yüz binleri bulabilir. Erkek ve dişi benzer görünür; parlak yaz tüyleri yeşil ve mor, gagası sarı-pembe, bacakları turuncu-kızıl renktedir. Gençler ise kurşunî-kahverengidir. Yaşam alanları; seyrek ağaçlı açık araziler, tarlalar, bahçeler, parklar ve çiftliklerdir. Yuvalarını çalı, sap ve kök parçalarıyla yapar; uyumak için büyük sürüler hâlinde toplanır. Beslenirken yerde sıçrayarak böcek, solucan, tahıl, zeytin ve meyve arar. Ötüşleri çok çeşitlidir: “siiiiuu…” ve bunlara eşlik eden taklitler duyabilirsiniz. Uçarken kısa ve vızıltılı bir “tçiir…” sesi çıkarır. Ama asıl farkı, o devasa sürüler hâlinde oluşturduğu görkemli manevralardır; izlerken mutluluktan kalbinizin sesini duyarsınız.

6#

Sade ve küçük bir yapıya sahiptir; üstü soluk zeytin yeşili, altı sarımsı, gençleri biraz daha parlaktır. Gagası narin, bacakları ince ve koyu renklidir. Göz çevresinde ince, beyaz bir halka vardır; gençlerde bu halka daha belirgindir. Ormanlarda, seyrek ağaçlı arazilerde, parklarda, bahçelerde ve çalılıklarda dolaşır. Yuvasını çoğunlukla alçak dallara veya çalı diplerine yapar. Küçük böcekler, larvalar ve yaprak bitleriyle beslenir; havada sinek yakalar, yaprak altındaki böcekleri de tutar. Ama en çok sesiyle fark edilir; ritmik “çif-çaf, çif-çaf…” veya tek heceli “huit…” ötüşüyle sanki “Buradayım, bakın bana!” dercesine sabah sessizliğinde kendini gösterip etrafını şenlendirir.

7#

Siyah, beyaz ve yeşil-mavi parıltılı tüyleri, basamaklı uzun kuyruğu ile hemen fark edilen özgün bir kargadır saksağan. Başka türlerle karışmaz; orta boylu ve güçlü kanat çırpışlarıyla havada kendini belli eder. Gençler yetişkinlerle benzer görünür ama parlak renkleri biraz daha sönüktür. Orta Karadeniz Bölgesi ve İç Ege’nin kuzey kısımları haricinde her tür habitatta karşınıza çıkabilir: Tarım alanları, seyrek ağaçlı bölgeler, çalılıklar, bozkırlar, parklar, bahçeler… Beslenirken oldukça beceriklidir, her şey onun için yemektir. Çoğunlukla sürüler hâlinde dolaşır. Ötüşleri de en az görünüşü kadar dikkat çeker: Geveze bir “çak-çak-çak-çak…”, daha zayıf bir “ç-çak…” ve viyaklamalı “kiii-ak…” sesleri duyabilirsiniz.

 

Bu güzel kuşlar hem sesleriyle hem renkleriyle güne ayrı bir neşe katar, içimizde coşkun duygular uyandırır. Yarın aynı sesleri duyduğunuzda artık sadece dinlemeyecek “Ben öten bu kuşun ismini biliyorum!” diye gülümseyeceksiniz.

 101 okunma

Derya Ülkar