Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
25838
post-template-default,single,single-post,postid-25838,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

LOUİS ARMSTRONG HAYATI

Caz müziğin efsanevi ismi Louis Armstrong, kendi kaderini kendi yazmış, gerçek bir müzik aşığıdır. Doğduğu yıllar ırksal ayrımcılığın ve ekonomik sorunların yaşandığı bir dönemdir ve üstüne üstlük fakir bir ailede doğmasına rağmen sahip olduğu müzik tutkusu onu kriminal bir insan olmaktan çıkarıp dünyanın her köşesinde konser vermeyi başarmış ünlü bir müzisyene dönüştürmüştür. Hedeflerine kolay olmasa da ulaşmayı beceren Louis Armstrong’un hayatını yazımızda okuyabilirsiniz.

1#

Tam adıyla Louis Daniel Armstrong, 4 Ağustos 1901 tarihinde Amerika’nın Louisiana eyaletindeki New Orleans’ta fakir bir ailenin üyesi olarak dünyaya gelir. Annesi doğum yaptığında henüz 16 yaşındadır. Bir kız kardeşi daha olan Armstrong’un babası, o daha çocukken ailesini terk eder. Beş yaşına kadar babaannesi tarafından büyütülen Armstrong’un çocukluğu, annesi ve küçük kız kardeşine bakmaya çalışarak geçer. Altı yaşında ırksal olarak ayrılmış bir sisteme ait olan ve siyahların okuduğu Fisk Erkek Okulunda eğitim hayatına başlayan Louis’in hayatta kalma becerisi zekâsından ve yeteneğinden kaynaklanır.

2#

7 yaşından itibaren Litvanya Yahudisi olan Karnofsky ailesinin himayesinde yetişen Armstrong, ailenin terzi dükkânı da olan evlerinde yaşar. Anne Karnofsky geceleri yatmadan önce ona Yidişçe ve Rusça ninniler söyler ve ailenin bir üyesi gibi davranır. Ünlü müzisyenin Yidişçe bilmesinin sebebi bu ailedir. Ailenin sahip olduğu iş yerine daha çok müşteri çekmek amacıyla dükkânın önünde teneke çalmaya başladığında bu genç çocuktaki müzik tutkusunu gören baba Morris Karnofsky, Armstrong’a bir rehin dükkânından kornet alması için avans verir. Armstrong, kendisini yetiştiren aileye olan şükranını ömrü boyunca boynunda taşıyacağı Davut yıldızı ile gösterir. 11 yaşında okulu bırakan Armstrong, ailesinin yanına döner ve tek odalı bir evde annesi, üvey babası, dayısı ile kalabalık bir ortamda yaşamaya başlar. 11 yaşındayken bir yılbaşı gecesi üvey babasına ait silah ile kutlama amacıyla sokakta rastgele ateş eden Armstrong, yakalanıp ıslahevine gönderilir. Özgürlükten yoksun olmasına rağmen bu durumu avantaja çeviren müzisyen, ıslah evi korosunda şarkı söyler, perküsyon ve kornet çalar.

3#

Islah evinden çıktığında tek hedefi kendine bir enstrüman alarak müziğe devam etmek olan Armstrong, bir süre at arabasıyla kömür dağıtır. Ödünç aldığı kornet ile çeşitli gruplarda çalan genç müzisyen o dönem sokaklarda, gemilerde ve nehir gezilerinde kullanılan teknelerde çeşitli amatör gruplarla müzik yapar. Çok geçmeden şehrin en önemli cazcılarından biri olan Joe “King” Oliver’ın dikkatini çeker. Oliver’ın kanatları altına girdikten sonra birbiri ardına gelen fırsatları çok iyi değerlendiren Armstrong, Oliver’ın ikinci davetiyle Chicago’da çalmaya başlar. Kariyerinde tırmanışa geçen cazcı, grubun piyanisti olan “Lillian Hardin” ile yakınlaşır, 1924’te evlenirler. Sonrasında müzik kariyeri için dönemin ünlü cazcılarının sıkça sahne aldığı New York’a gider ve zamanın en ünlü Afrikan-Amerikan grubu Fletcher Henderson’ın orkestrasına katılır. 1926’da tekrar Chicago’ya döndüğünde artık oldukça ünlü bir müzisyen olan Armstrong, karısının orkestrasında “Dünyanın En İyi Trompetçisi” unvanıyla çalmaya başlar.

4#

Yaşadığı zor koşullardan müzikle sıyrılan Armstrong için müzik yapmak nefes alıp vermek gibi bir şeydir ve asla sahip olduklarıyla yetinmez. 1926’da kendi ismiyle yayımladığı ünlü ‘Hot Five and Hot Seven’ albümünden ‘Potato Head Blues’, ‘Muggles’ ve ‘West End Blues’ adlı şarkıları hit olur. ‘West End Blues’ şarkısındaki trompet girişi caz tarihindeki en meşhur doğaçlamalardan biri olarak kabul edilir. Caz müziğinin popülerleşmesinde önemli katkıları olan Armstrong, ilerleyen yıllarda sadece bir virtüöz olarak değil caz solisti olarak da birçok ilke imza atar.

5#

Louis Armstrong, 1924 yılında Lillian Hardin ile olan evliliğini 1938 yılında noktalar ve aynı yıl Alpha Smith ile evlenir. Evliliğinde çalkantılar olsa da 1926 yılı için, Armstrong’un yılı dersek yanılmış olmayız. 1926’da iki müzisyen arkadaşıyla kulüp işletmeye başlayan müzisyen, 1930’larda korneti bırakarak sadece trompet çalmaya başlar. Amerika’nın en önemli caz mekânlarında sahne alan bu yetenekli sanatçının ünü Avrupa’ya da yayılır. 1932 ve 1933 yıllarında Avrupa’ya ilk ziyaretlerini yapan Armstrong, 1943 yılına kadar New York, Los Angeles ve ardından Avrupa’yı dolaşır, sanatını icra eder ve 1943’te de Queens-New York’a yerleşir.

6#

1. Dünya Savaşı’ndan sonra popülaritesi zirveye çıkan Louis Armstrong, pek çok ülkede tanınan ve saygı duyulan bir sanatçı olur. 1942’de yeniden boşanıp bu kez geri kalan yaşamını birlikte geçireceği Lucille Wilson ile evlenir. Yayımladığı her plak liste başlarında yer alır, radyolarda en çok Armstrong’un şarkıları çalar. Bu tarihler Amerika ve Avrupa ülkelerinde Afrika kökenli insanların ve Afrika’daki ülkelerin özgürlük için mücadele ettiği yıllardır ve özgürlüklerine yeni kavuşan Afrika devletlerinin vatandaşları Armstrong’un hem müziğine hem de mücadelesine hayran kalır. 1956 yılında Afrika’da verdiği konsere yüz binlerce kişi katılır. 1950’li yıllardan sonra Armstrong tanınırlığıyla artık uluslararası bir sanatçıdır.

7#

Caz ve Batı müziği dinleyenlerin sevdiği bir müzisyen olan Armstrong’u bu müzik türünü sevmeyenlerin bile tanıdığı bir sanatçı haline getiren 1987 yapımı “Günaydın Vietnam” filminde kullanılan “What a Wonderful World” şarkısıdır. Aslında bu şarkı 1968’de İngiltere’de kaydedilmiştir ve o dönemde şarkı İngiltere listelerinde bir ay boyunca bir numarada kalır ancak ünü, filmden sonra zirve yapar. Uzun kariyeri boyunca dönemin en ünlü ve en önemli sanatçıları ile çalışan Armstrong, Ella Fitzgerald ile üç albüm kaydederek insanlığa güzel bir armağan bırakır. 6 Temmuz 1971 tarihinde bir kalp krizi sebebiyle 69 yaşında Queens New York’ta kendi evinde hayata veda eder. Ünlü cazcı kalp rahatsızlığını basından saklayarak bir süre konserler vermeyi sürdürmüş, müziğin izinden gitmeye nefesinin son anına kadar devam etmiştir.

 4,577 okunma

Derya Ülkar