Türkiye’nin Kültür Haritası
Yukarı
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: Misafirliğin 10 Kuralı - Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
3872
post-template-default,single,single-post,postid-3872,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: Misafirliğin 10 Kuralı

Eskiden, mahalledeki herkesin birbirini tanıdığı, her sabah bakkal amcaya, penceredeki teyzeye selam verdiğimiz günlerde misafirlik de komşuluk da çok önemliydi. Annemiz bizi komşuya yollardı ve ağzımızdan o kelimeler dökülürdü: “Bir maniniz yoksa annemler size gelecek.” Koşarak eve dönerken, aklımızda misafirlikte yiyeceğimiz pastalar, çikolatalar, arkadaşlarımızla oynayacağımız oyunlar olurdu. Ama misafirlik o kadar da kolay değildi, uymamız gereken birçok görgü kuralı vardı, aksi takdirde annemizin kaşları çatılır, suratı asılırdı.

Emrin Olur Anne

Misafirliğe gitmeden önce annemiz bize nasıl davranmamız gerektiğini tembihlerdi. Bize her söylediğine kafamızı sallar, uslu olacağımıza dair söz verirdik çünkü bir an önce misafirliğe gitmek için can atardık.

En Temiz Kıyafetleri Giymek ve Onları Temiz Tutmak Gerekirdi

Annemiz misafirliğe gitmeden önce bize en temiz en güzel kıyafetlerimizi giydirirdi. Kıyafetlerimizi buruşturmamak, üzerine yiyecek içecek dökmemek ise en önemli görevlerimizden biriydi.

Tabakta Pasta Bırakılmaz
dilim pasta

Misafirlikte en lezzetli pastalar, börekler, çörekler tabağımızı doldururdu. Ama tabağımızdaki yiyeceklerin hepsini bitirmemiz gerekirdi, yoksa lokmamız arkamızdan ağlardı.

Büyüklerin Lafı Bölünmez

Büyüklerimiz keyifle sohbet etseler de bize saygıyla dinlemek düşerdi. Ancak bize bir soru sorulduğunda cevap verir, büyüklerimizin lafını asla bölmezdik.

“Anne Eve Gidelim” Diye Tutturulmaz

Misafirlik eğlenceliydi ama çocukluk bir yerde uzun süre durunca sıkılmak demekti. Bir saatten sonra sıkılsak bile eve gitmek için tutturmamız hoş karşılanmazdı, oturup büyüklerimizi beklememiz gerekirdi.

Çok Sıkılsak Bile Evin Başka Odalarına Gidilmez

Bazen de oynayabileceğimiz yaşıtlarımız olmazdı ve misafirlikte çok sıkılırdık. Neyse ki biz sıkıldık mı büyüklerimiz şıp diye yüzümüzden anlardı ve istersek gidip içeride oynayabileceğimizi söylerdi. Ama böyle bir izin gelmediği sürece başka odalara gitmek çok çok ayıptı.

Şeker Avuç Avuç Alınmaz

Çocukluğumuzda bize öğretilen en önemli değerlerden biri açgözlü olmamaktı. Bize o yaşlarda en sevdiğimiz yiyecekler olan çikolata, şeker, lokum tutulduğunda bile yutkunarak sadece bir tane alırdık.

Saygılı ve Uslu Davranmak Önemliydi

Bize bir şey verildiğinde teşekkür etmemiz, büyüklerimize karşı en saygılı tavrımızı takınmamız gerekirdi. Bize ne verilirse onunla oynayarak sessizce zaman geçirir, annemizi kızdırmazdık.

Bir Şeyi Almadan Önce İzin İstenir

İzin almadan hiçbir şey ellenmezdi. Çekmeceleri açmak, bir şeyleri karıştırmak çok yanlıştı.

Yemekler Çocuk Masasında Yenir

Misafirliğe gelen bütün çocuklar için bir çocuk masası oluşturulurdu. Yemeğimizi, arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle beraber yerdik. Bu masadaki sohbetlerin tadı aradan yıllar geçse de unutulmaz.

kulturHalkbank