Türkiye’nin Kültür Haritası
Yukarı
Baharın Müjdecisi 3 Cemre - Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
10135
post-template-default,single,single-post,postid-10135,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,eltd-smooth-scroll,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Baharın Müjdecisi 3 Cemre

Bir çeşit ısıtıcı gücün havaya, suya, toprağa düşerek sıcaklığı yükselttiği inanışı özellikle Anadolu’da çok yaygındı. Sizin de büyüklerinizin “Hele bir cemre düşsün de…” diyerek yaptığı konuşmaları duymuşluğunuz vardır mutlaka… Günümüzde de cemrelerin düştüğüne inanılan tarihler baharın müjdecisi kabul ediliyor. Peki, bu cemreler nereye, ne zaman düşüyor? Dahası cemre ne demek? Gelin listemizdeki 3 maddeyle hem cevapları bulalım hem de havanın, suyun, toprağın uyanışını birlikte kutlayalım.

Havaya

Cemrelerin ilkinin 19-20 Şubat tarihlerinde havaya düştüğüne yani ilk önce havanın ısındığına inanılıyor. Fakat meteorolojide durum biraz farklı. Çünkü güneş ışınlarının ilk önce toprağı ısıttığı, buradan yansıyan ışınlarla havanın ısındığı bilinmekte… Geleneksel inanış bilimsel verilere zıt gibi görünse de, bu durum, cemrelerin düşme tarihlerinin Nevruz ve Hıdırellez kutlamaları için temel alınmasını değiştirmiyor.

Suya

Geçmişte yaşamış insanlar bir yılı ikiye bölerek, bu bölümleri Kasım günleri ve Hızır günleri şeklinde tanımlamışlar. 179 gün süren Kasım günleri miladi takvime göre 8 Kasım-5 Mayıs arasını kapsıyor. Hızır günleri ise 186 gün sürüyor, yani miladi takvime göre 6 Mayıs-7 Kasım arasını kapsıyor. Ve bu takvimden doğan inanışa göre ikinci cemre, 26-27 Şubat tarihlerinde suya düşüyor.

Toprağa

Son, yani üçüncü cemrenin 5-6 Mart tarihlerinde düşerek ısıttığı yer ise toprak oluyor. “Cemre” Arapça kökenli bir kelime ve “kor halindeki ateş” anlamına gelmekte… Siz hiç daha önce “cemreviyye” kelimesini duymuş muydunuz? Osmanlı’da Divan şairlerinin cemre dönemlerinde yazdığı ve genellikle önemli kişilere methiyeler içeren şiirlere denirmiş. Bir cemreviyye örneği olarak 17. yüzyıl şairlerinden Bosnalı Sabit’in kasidesini verebiliriz. Aynı dönem yaşamış Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Ali Efendi için yazdığı kasidenin bir beyitinde bakın ne diyor Bosnalı Sabit:
Kalmaz bu feyz-i cemre ile nev-bahâra dek
Her nahl-i köhne tâze ve her şeyh şâb olur
“İlkbahara kalmaz cemrenin bu harareti ile her kuru fidan canlanır, her yaşlı gençleşir.”

akin aksoy