Türkiye’nin Kültür Haritası
Yukarı
Aşk İçin Neler Yapıldı? - Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
14268
post-template-default,single,single-post,postid-14268,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Aşk İçin Neler Yapıldı?

Sevgiyi göstermenin binbir yolu var elbet… Susarak, konuşarak, giderek, kalarak, anlatarak, saklayarak, direnerek, vazgeçerek izlenebilecek çeşit çeşit yol… Yeryüzünde ne kadar seven varsa gidilebilecek o kadar farklı yol olduğunu biliyoruz. Bizim yolculuğumuz ise gerçekten yaşanmış ya da efsanelerde yaşatılmış aşk hikâyelerine!

Mecnun olmak kolay değil!

Doğu Edebiyatı’nın en önemli ürünlerinden olan; Türk Edebiyatı’nda ise Fuzuli’nin yazdığı satırlarla yer edinen “Leyla ile Mecnun”un yaşanmış bir hikâyeden esinlendiği düşünülür. Eğer gerçekten öyleyse; bu dünyada sevdiğine kavuşamadığı için kendini çöllere vuran bir “mecnun” yaşamış demektir. Kays ile Leyla birbirine âşık ama aileleri tarafından evlenmelerine izin verilmeyen iki gençtir. Leyla’nın başkasıyla evlendirilmesine dayanamayan Kays, çektiği aşk acısıyla herkesten uzakta, çölde yaşamaya başlar. Leyla ise “Mecnun”a dönen sevdiğinin ardından “ah” çekerek yatağa düşer. İki sevgili hiçbir zaman kavuşamaz… Ve bundan sonra kavuşamayan tüm âşıklara “Leyla ile Mecnun gibi” denir.

Düelloya davet!

Hangi büyük yazar sevdiği kadın uğruna girdiği düello sonucu hayatını kaybetmiştir? Anlayacağınız Puşkin’inki ne hikâye ne masal, yaşanmış bir olaydır. Modern Rus Edebiyatı’nın kurucusu, bir baloda gördüğü Natalya Gonçarova’ya ilk görüşte âşık olmuş, güzel kadının evlenme teklifini kabul etmesi için uzun uğraşlar vermiş, sonunda nikâh masasına oturtabilmiştir. Fakat evliliklerinin 6’ıncı yılında eşine kur yaptığını düşündüğü George Charles d’Anthès isimli genci düelloya davet ederek kendi sonunu hazırlar. Ne yazık ki Puşkin düello sırasında karnından ölümcül bir yara alır ve iki gün sonra hayatını kaybeder!

“Onun için şu dağı delebilir misin?”

Ablası, Şirin için bir köşk yaptırır ve bu köşkün nakkaşlığını Ferhat’a verir. Bu sırada birbirini gören Ferhat ile Şirin âşık olurlar. Ne var ki Şirin’in ablası da aynı delikanlıya âşıktır ve sevgililerin evlenmelerine izin vermez. Ferhat da boş durmaz ve Amasya’nın kadın hükümdarından yardım ister; Şirin’in ablası alt edilir, fakat bu sefer de hükümdar kendi oğlunun Şirin’e âşık olduğunu öğrenir. Ferhat’a der ki: “Şu dağı delerek suyu kente getirirsen Şirin’le evlenebilirsin.” Ferhat, büyük bir heyecanla gece gündüz çalışarak dağı deler… Tam işini tamamlamak üzereyken Şirin’in öldüğü haberini alır. Tabii bu haber hükümdarın Ferhat’a ilettiği yalan bir haberdir. Sonrasında bu acı habere dayanamayan Ferhat yaşamına son verir. Neyse ki bu aşk hikâyesi sadece bir efsaneden ibarettir.

Sen mutlu ol yeter!
sevgililer günü

Var olup olmadığı konusunda hala emin olamadığımız; yazılı birkaç kaynakta geçen Babil’in Asma Bahçeleri’ni biliyorsunuz… Aynı kaynaklardaki bilgilere göre II. Nebukadnezar bu bahçeyi sevdiğinin yüzünü güldürmek için yaptırmış meğer! Kraliçe Amytis kendi memleketinin yeşil doğasını özleyince, Babil’in kralı da eşini mutlu etmek amacıyla teras teras yükselen asma bahçeler yaptırmış. Hikâyenin gerçek ya da fantastik olması o kadar da önemli değil… Önemli olan eski dünyanın harikalarından kabul edilen bu yerin kayıtlara bir aşk detayı ile girmiş olması…

“Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da…”

Bir efsane daha… Padişahın kızı Zühre ile vezirin oğlu Tahir’in mutlu sonla bitmeyen aşkı… Evlendirilmek üzere olan gençlerin arasına girenler, Tahir’in yedi yıl zindanda tutulmasına neden olur. Âşık genç sevdasından vazgeçmez ve bu kez de bir sandık içinde nehire atılır. Oradan da kurtulur Tahir… Zühre’nin evlendirileceğini öğrenince kadın kılığına girerek saraya bile girer. Verdikleri bütün uğraşlara rağmen bir araya gelemeyen gençlerin aşkları trajik bir sonla nihayete erer… Ve şairin dediği gibi; “Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da, hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte, yani yürekte.”dir.

Unutma Beni… Unutturma Beni…
sevgililer günü

Biraz da gerçeklerden bahsedelim… Hayatını kaybeden eşi için öyle bir mezar yaptırdı ki üstünden yüzyıllar geçti hala yüz milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor! Hindistan’ın meşhur Tac Mahal’inden söz ediyoruz. Mezarı yaptıran kişi Babür İmparatorluğu’nun 5’inci hükümdarı Şah Cihan; böylesi bir anıt mezarla uğurlanan kişi ise evlendikten sonra Mümtaz Mahal adını alan Ercümend Bânû Begüm’dür. İmparator bu konuyu o kadar önemser ki anıtın mimarisini 5 yılda ancak seçer. Eser, 20 bin kişiyle 20 yıl gibi bir sürede bitirilebilir ama hikâye burada bitmez… Şah Cihan da hayatını kaybettiğinde unutamadığı eşinin yanına defnedilir.

Şairane bir padişah…
sevgililer günü

“Karşında ben pervaneyem / Sen şem-i tabansın bana / Aşkınla ben divaneyem / Sen afet-i cansın bana.” Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’a yazdığı edebiyat ve aşk dolu dizeler bunlar… İmparatorluk yöneten, üç kıtada seferlere çıkan bir padişahın kalbinden ve kaleminden dökülen sözcüklerin çok küçük bir bölümü… Bu aşk hikâyesi, Sultan Süleyman’ın şiirleri ve Hürrem Sultan’ın mektupları ile tarihi kayıtlara geçmiş; o halde biz susalım da o dizeler konuşsun:

 

“Ben ben değil fermanınem,

Sen şah-ı sultansın bana.

Zülfüne gönlüm bestedir,

Ahım göğe, peyvestedir.

Canan, Muhibbi hastadır,

Sen derde dermansın bana.”

akin aksoy