Tiyatro Tarihimizde İz Bırakan Oyunlar
27 Mart Dünya Tiyatro Günü… Bugün vesilesiyle, tiyatro tarihimizde iz bırakan, döneminin ruhunu sahneye taşıyan ve seyircinin belleğinde yer eden oyunları listeledik.

1930 yılında, ödenek yetersizliği ve seyirci azalması nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan İstanbul Şehir Tiyatroları için çözüm arayan Muhsin Ertuğrul, seyirci ilgisini müzikal oyunlarla yeniden kazanmayı düşündü. Metni Ekrem Reşit Rey, bestesi Cemal Reşit Rey imzası taşıyan Lüküs Hayat böyle doğdu ve Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarının yapıldığı 1933’te ilk kez seyirci karşısına çıktı. Eser, Türk toplumunun Batılılaşma sürecinde yaşadığı kültürel çatışmaları ve ortaya çıkan ironik durumları hicivle sahneye taşıdı. Kısa sürede büyük ilgi gören operet, 1946’ya kadar sahnede kaldı. Sinemaya ise 1950’de Lütfi Ömer Akad tarafından uyarlandı. 1958’de Zeki Alpan, 1962’de Muammer Karaca tarafından tekrar sahnelendi. 1985’te yeniden İstanbul Şehir Tiyatroları repertuvarına alındı ve Türk tiyatro tarihinde en uzun süre oynanan oyun olma ünvanını elde etti.

Henri Keroul ve Albert Barre imzası taşıyan Cibali Karakolu, Refik Kordağ ve Muammer Karaca tarafından Türkçeye çevrildi. Oyun, 1951’de Muammer Karaca Tiyatrosunun açılış oyunu olarak sahnelendi ve kısa sürede Türkiye’nin en uzun süre afişte kalan oyunlarından biri oldu. 1980’li ve 1990’lı yıllarda Nejat Uygur tarafından sahneye konulan eser, 2014-2015 tiyatro sezonunda ise İstanbul Şehir Tiyatroları repertuvarında yer aldı. 1966 yılında beyaz perdeye de uyarlanan oyun, öğrenilmiş kadın-erkek ilişkileri, paranın ilişkiler üzerindeki etkisi ve kurumların eksik işleyişinden kaynaklanan sorunlar gibi temaları işler.

Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner tarafından yazıldı ve ilk kez 31 Mart 1964’te Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından Muammer Karaca Sahnesinde seyirciyle buluştu. 1970 yılına kadar Türkiye’nin büyük kentlerinde toplam 493 kez sahnelenen eser, aynı zamanda Avrupa’nın birçok şehrinde ve Amerika’dan Lübnan’a uzanan pek çok ülkede sahneye konularak Türk tiyatro tarihinde kült bir eser hâline geldi. 1964’te Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlanan oyun, 1988 yılında Genco Erkal tarafından mini dizi olarak televizyona aktarıldı. Eserin ikinci televizyon uyarlaması ise 2011 sonunda Çağan Irmak yönetmenliğinde gerçekleştirildi. Oyun, gecekondu yaşamını ve sosyal düzen içindeki çatışmaları sahneye yansıtır.

Toros Canavarı, Aziz Nesin tarafından 1953’te öykü olarak kaleme alındı. 1965 yılında ise tiyatroya uyarlandı ve o yıllardan itibaren Devlet ve Şehir Tiyatrolarında defalarca oynandı; Türkiye’nin farklı kent tiyatrolarında repertuvara girdi, ayrıca müzikal olarak da sahnelendi. Aynı öyküden esinlenilerek 1983’te Kılıbık filmi çekildi. Senaryosu Osman F. Seden tarafından yazılan ve yönetmenliğini Uğur İnan’ın üstlendiği filmin başrollerinde Kemal Sunal ve Nevra Serezli yer aldı.Eser, sıradan bireyler arasındaki ilişkileri ve toplumsal durumları ironik bir sahne diliyle ele almıştır.

Fehim Paşa Konağı, Turgut Özakman’ın en çok sahnelenen ve klasikleşen oyunlarından biri oldu. Oyun, Devlet ve Şehir Tiyatroları başta olmak üzere Türkiye’nin birçok kent tiyatrosunda sahnelendi; özellikle İstanbul Şehir Tiyatroları repertuvarında farklı dönemlerde yeniden yorumlanarak izleyiciyle buluştu. Tarihsel arka planı mizahî bir dille ele alan oyun, karakterleri aracılığıyla dönemin sosyal çelişkilerini yansıtır.

Hisseli Harikalar Kumpanyası, Haldun Dormen tarafından yazıldı ve yönetildi; şarkı sözlerini Çiğdem Talu kaleme aldı, besteleri ise Melih Kibar yaptı. Müzikal, 1980 yılında Egemen Bostancı’nın yapımcılığında İstanbul’daki Şan Sinemasında seyirciyle buluştu. 1982’ye kadar Türkiye’nin dört bir yanında 600’ü aşkın temsil gerçekleştirdi. Dönemin en geniş kadrolu prodüksiyonlarından biri olan eserde Erol Evgin, Nevra Serezli, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Mehmet Ali Erbil, Turgut Boralı, Erol Günaydın gibi birçok ünlü isim rol aldı. Kırk kişilik kadrosu, kostümleri, dekorları ve müzikleriyle döneminin en büyük sahne yapımlarından biri olup sahnelendiği yıllar boyunca yoğun ilgi gördü. Geleneksel tiyatro anlayışını müzikal formda yorumlaması bakımından Türk sahne tarihinde özel bir yer edinen müzikal, Anadolu’daki bir çadır tiyatrosunda geçen eğlenceli olayları konu alır.
92 okunma




