Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
32749
post-template-default,single,single-post,postid-32749,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

1945 YILINDAN SONRA SOYU TÜKENEN HAYVANLAR

Dünya, sayısız canlı türüne ev sahipliği yapan zengin bir ekosistemdir. Ancak insan etkileri, iklim değişikliği ve habitat kaybı gibi faktörler, tarih boyunca pek çok türün yok olmasına neden olmuştur. Nesli tükenen hayvanlar, sadece geçmişin birer hatırası değil; aynı zamanda doğanın kırılganlığını ve biyoçeşitliliğin önemini hatırlatan uyarıcı birer semboldür. Yazımızda, farklı coğrafyalarda yaşamış ve artık doğada bulunmayan hayvanları hatırlayacağız.

Arap Deve Kuşu

Arap deve kuşu (Struthio camelus syriacus), 20. yüzyılın ortalarında nesli tükenen kuş alt türlerinden biriydi. Orta Doğu ve Arap Yarımadası’nda yaşamış, yüzyıllar boyunca bu toprakların bir parçası olmuştu. 1941’de Bahreyn’de vurulan bir deve kuşunun kaydı son izlerden biri sayıldı fakat doğruluğu hiçbir zaman kesinleşmedi. 1966’da Ürdün yakınlarında ölü bulunan bir deve kuşu da aynı belirsizliği taşıdı. Böylece, Arap deve kuşunun izleri kayboldu ve 1940’ların sonlarında neslinin tükendiği kabul edildi.

Hazar Kaplanı

Bir zamanlar Türkiye’den Çin’e kadar tüm Orta Asya’nın geniş coğrafyasında dolaşan Hazar kaplanları, yoğun avlanma ve zehirlenme nedeniyle 1970’lerden itibaren doğadan silindi. Bugün bilim insanlarının Hazar kaplanını geri getirme çabalarının iki temel nedeni bulunuyor: İlki, zamanla terk edilen tarım alanlarının doğal yaşam için yeniden uygun hâle gelmesi. İkincisi ise 2009’da yapılan genetik çalışmalarla Sibirya kaplanının Hazar kaplanına çok yakın akraba olduğunun keşfedilmesidir. Hazar kaplanının DNA’sının büyük bir bölümü hâlâ Sibirya alt türlerinde yaşıyor. Bu da genom çalışmalarıyla kaybolan bir türün yeniden canlandırılabileceğine dair umut veriyor.

Bubal Hartebeest

Afrika’nın geniş arazilerinde bir zamanlar özgürce dolaşan Bubal Hartebeestler (Alcelaphus buselaphus), uzun alnı, şekilli boynuzları ve belirgin kamburu ile dikkat çeken büyük bir antiloptu. 20 ila 300 hayvandan oluşan sürüler hâlinde otlaklarda gezinen ama saldırgan olmayan; uzun sırt çıkıntıları ve sivri kulaklarıyla diğer antiloplardan kolayca ayrılırdı. Ne yazık ki, habitat tahribatı, aşırı avcılık ve insan faaliyetleri bu türün sayısını hızla azalttı; 1994 yılında Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesli tükenmiş tür olarak ilan edildi.

Pirene Dağ Keçisi

Avrupa dağlarının gizli sakinlerinden biri olan Pirene dağ keçileri, sosyal yapısıyla dikkat çeken ama çok az kişinin tanıdığı bir türdü. Nesli tükenmeden önce erkek ve dişiler, yavrularıyla birlikte gruplar hâlinde yaşar ve hem erkek hem de dişilerde bulunan boynuzlarıyla diğer türlerinden kolayca ayrılırdı. 2000 yılında türün hayatta kalan son üyesinin de ölmesiyle nesli tükendi ancak nesli tükendikten sonra klonlama çalışmalarıyla yeniden hayata döndürülmeye çalışılan ilk tür oldu. Bilim insanları donmuş hücrelerini kullanarak bir buzağıyı başarıyla klonladı; doğum gerçekleşti ancak yavru, akciğer kusurları nedeniyle kısa süre içinde yaşamını yitirdi. Böylece Pirene dağ keçilerinin soyu iki kez tükenmiş oldu. Günümüzde ise bilim dünyası, bu güzel ve gösterişli boynuzlu hayvanı geri döndürebilmek için hâlâ yeni yöntemler arıyor.

Karayip Keşiş Foku

Karayip keşiş foku (Monachus tropicalis) modern çağda soyu tükenen tek deniz memelisi türüydü. Tarihsel olarak Karayip Denizi, Meksika Körfezi ve Batı Atlantik boyunca yayılıp izole mercan adaları ve sığ kıyı sularında yaşadı. Yılan balıkları, resif balıkları ve ahtapotlarla beslendi, uysal yapısı nedeniyle kolayca avlandı. 2008’de NMFS (Ulusal Deniz Balıkçılığı Servisi) ve IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) tarafından resmen nesli tükenmiş ilan edildi. Türün ilk kaydı 1494 yılına dayanıyordu. Kristof Kolomb, bu hayvanları görmüş ve onlara “deniz kurtları” adını vermişti.

Pinta Dev Kaplumbağası

Pinta Adası kaplumbağası (Chelonoidis abingdonii) türünün son temsilcisi olan “Yalnız George”, 1 Aralık 1971’de Pinta Adası’ndaki karasal salyangozlar üzerine yapılan saha çalışması sırasında bulundu ve 1973’te bir koruma merkezine nakledildi. George, 2012’de öldü ve Pinta Adası kaplumbağası türü onunla birlikte tamamen yok oldu.

Altın Kurbağa

Altın kurbağa (Incilius periglenes), Kosta Rika’nın yüksek rakımlı Monteverde Bulut Ormanları’na özgü, parlak turuncu rengiyle dikkat çeken bir türdü. Sadece 5,5 santimetreye kadar büyüyen bu küçük kurbağalar, yılın büyük kısmını nemli yer altı oyuklarında geçirir, yağmur mevsiminde ise çiftleşmek için ortaya çıkardı. Ne yazık ki tür, sınırlı yaşam alanı nedeniyle iklim değişikliği ve hastalıklara karşı savunmasızdı. 1987’de binden fazla altın kurbağa gözlemlenirken iki yıl içinde sayıları düştü ve son kez 1989’da görüldü. Tür, 2019’da IUCN Kırmızı Listesi tarafından resmen nesli tükenmiş ilan edildi.

 56 okunma

Derya Ülkar