Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
25413
post-template-default,single,single-post,postid-25413,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

FARKLI BİR DÜNYAYA AÇILAN PENCERE: ÜTOPYA VE DİSTOPYALAR

Yaşadığımız dünya her geçen gün daha da karmaşıklaşıyor. Toplumları ve ülkeleri bambaşka bir hayal dünyasının penceresinden görebilme yeteneğine sahip birçok önemli yazar, bu karmaşıklaşan dünyanın içinde yeni akımlar üreterek insanlara farklı yaşam biçimleri sunuyor: Ütopya ve distopya. Bu iki türe ait yazılan en özgün eserleri yazımızda okuyabilirsiniz.

1#

Yunanca “olmayan yer” anlamına gelen ütopya kelimesi, ilk kez More’un 1516’da yazdığı kitabında karşımıza çıkıyor. Var olmayan bir adada geçen hikâye; dönemin İngiltere’sine eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve bu olmayan adada yaşayan herkesin eşit ve mutlu olduğu bir dünya kurguluyor.

2#

Francis Bacon’un ölümünden sonra 1626’da yayımlanan ütopik eseri Kayıp Atlantis, Peru’nun batısındaki Pasifik Okyanusu’nda kaybolan bir Avrupa gemisindeki mürettebatın keşfettiği hayali bir ada olan Banselam’da geçiyor. Romanda bu ada ülkesindeki gündelik yaşantı tasvir edilirken, Bacon Banselam’da ideal dünyayı politikanın bilime hizmet etmesiyle var ediyor.

3#

H.G. Wells’in 1895’te yayımlanan kitabı, aynı zamanda bilim kurgu türünün ilk örneği olarak edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip. Eser hem ütopyayı hem de distopyayı bir hikâyede anlatabilmeyi başarmış nadir kitaplardan. Roman, zaman makinesi ile 802.700’lü yıllara giden bir yolcunun gelecekte yaşayan “Eloi”lerle karşılaşmasını, bu medeniyetin mükemmel yaşamından etkilenmesini, ait olduğu zamana dönmeye çalışırken zaman makinesini kaybetmesiyle macera dolu bir hikâyeye sürüklenmesini konu alıyor.

4#

1907’de yayımlanan Demir Ökçe, ilk distopik eser sayılıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde geçen hikâyede Jack London, baskıcı bir rejimin portresini çizerken ilk defa kurgusal ve bir o kadar da karanlık bir dünyanın kapılarını okuyucuya aralıyor. George Orwell’ın 1984 isimli distopik romana da esin kaynağı olan kitap, uygulanan yanlış ve baskıcı politikalarla ülkenin nasıl dehşete sürüklendiğini ustaca anlatıyor.

5#

Ursula K. Le Guin, Rüyanın Öte Yakası isimli distopik eserinde; gördüğü rüyalarla evrenin kaderini değiştirme gücüne sahip gönülsüz bir kahraman ve bu gücü faydalı işler için kullanmaya çalışırken iktidar hırsına yenik düşen bir bilim insanının yollarının kesişmesi ile ortaya çıkan bir hikâyeyi anlatıyor. Hayalin sınırlarını zorlayan bu roman, çizdiği karamsar tablo ile önemli distopik eserler arasında yer alıyor.

6#

Gemilerinin batmasıyla ıssız bir adaya düşen öğrencilerin hikâyesini konu alan Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi William Golding tarafından yazıldı. 1954’te yayımlanan eser, insan doğasını anlamamızı sağlayan bir bakış açısı sunması sebebiyle de önemli. Bu distopik hikâye; cennetvari bir mercan adasında, sahip oldukları hırs sebebiyle ada hayatını cehenneme çeviren gençleri ve bu gençler arasındaki mücadeleyi anlatıyor.

 2,168 okunma

Derya Ülkar