Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
20680
post-template-default,single,single-post,postid-20680,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

DEDE EFENDİ: KLASİK TÜRK MÜZİĞİNİN BÜYÜK İSMİ

İnsanlığı ilgilendiren her konuda mihenk taşı olmuş bazı isimler vardır ki onları geleceğe taşımak kültürel görevlerimiz arasındadır. Türk musiki tarihinde de akla ilk gelen isimlerden biri, yüzyıl sonraya ulaşan besteleri, peşi sıra yetiştirdiği öğrencileri, müzik konusundaki üretimleri ile Dede Efendi’dir. Sesini dinleme şansı olmayan kuşaklarız ama gelin en azından hikâyesinin küçük bir kısmına vâkıf olalım.

1#

Dede Efendi’nin hayat hikâyesi 1778 ile 1846 yılları arasını kapsar. İstanbul’da dünyaya gelmiş, Hac vazifesi için gittiği Mekke’de hayatını kaybetmiştir. İsmindeki “Hammâmîzâde” unvanı babasının hamam işletmecisi oluşundan, “Dede” unvanı ise bağlı olduğu Yenikapı Mevlevihanesi’nden gelmektedir. Sesinin güzelliği henüz çocuk iken fark edilmiş ve küçük yaşlardan itibaren musiki dersleri almaya başlamıştır. Mevlevihane’nin müzik üstadı şeyhi Ali Nutki Dede’nin kardeşi olan şair Abdülbâki Nâsır Dede’den ney üflemeyi öğrenmiştir.

2#

Mevleviliğin gerekliliklerinden olan inziva sürecine girdiğinde Keçecizade İzzet Molla’ya ait sözleri bestelemiş ve seslendirmiştir: “Zülfündedir benim baht-ı siyahım/ Sende kaldı gece, gündüz nigâhım/ İncitirmiş seni meğerki ahım/ Seni sevdim odur benim günahım.” Bu ilk bestesi Osmanlı sarayına kadar ulaşmış, kendi de bestekâr olan III. Selim’in büyük beğenisini kazanmış, Padişah şarkıyı bir de genç bestekârın kendisinden dinlemek istemiştir. Bundan sonraki uzun soluklu süreçte Dede Efendi sarayda büyük ilgi görmüş, saray fasıllarına hem besteleri hem sesiyle katılmış, müezzinbaşı olarak görevlendirilmiş, Mevlevihane’de musiki dersleri verirken Enderun’da da hocalık yapmıştır.

3#

Art arda yaptığı bestelerle sadece dönemini değil kendinden sonrasını da etkileyecek bir üretimde bulunmuştur. Hicazbuselik, sababuselik, arabankürdi, sultanıyegâh, neveser makamlarını bulmuş ve ilk kez seslendirmiştir. Bestelediği 500’den fazla eserden günümüze 300 kadarı ulaşabilmiştir. Hepimizin bildiği “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” diye devam şarkı da Dede Efendi’ye aittir. Büyük müzik adamının son bestesi ise sözleri Yunus Emre’ye ait olan ve Hac sırasında bestelediği “Yürük değirmenler gibi dönerler” dizesiyle başlayan ilahi olmuştur.

4#

Tasavvuf müziğinin ve Türk musikisinin mihenk taşlarından olan Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, evliliğini saraydan Nazlıfer Hanım’la yaptıktan sonra Fatih’de Ahırkapı semtinde bir eve taşınmıştı. Günümüzde o ev Dede Efendi Müze Evi olarak ziyaretçilere açık bulunmaktadır. Büyük oranda ahşap olan iki katlı yapıda çeşitli sanatsal ve kültürel aktiviteler düzenlenmekte, etkinlik takvimi internet sitesi üzerinden düzenli olarak duyurulmaktadır.

akin aksoy