Yaz Gün Dönümünde Beyaz Geceler
Beyaz Geceler, Kuzey Kutbu’nda gökyüzünün tamamen kararmadığı bir doğa olayı. Yazımızda yaz gün dönümü vesilesiyle Beyaz Geceler Festivali’ne yer verdik.

Yaz gün dönümünde kuzey yarım küre yılın en uzun gündüzünü yaşarken, Kuzey Kutup Dairesi’ne yakın bölgelerde gökyüzü tamamen kararmıyor. “Beyaz Geceler” olarak bilinen bu doğa olayı, özellikle St. Petersburg’da gece yarısına kadar süren aydınlık atmosferiyle dikkat çekiyor. Temelleri eski halk kutlamalarına dayanan Beyaz Geceler Festivali, 1993 yılında Anatoly Sobchak tarafından resmî olarak başlatıldı. Fyodor Dostoyevski’nin White Nights (Beyaz Geceler) eserine de ilham veren bu dönem, bugün konserlerden sokak gösterilerine uzanan etkinliklerle şehri hareketlendirmeye devam ediyor.

Festival, ana etkinlik alanlarından Saray Meydanı (Palace Square)’nda başlıyor. Rus İmparatorluğu Dönemi’nde St. Petersburg’un yönetim ve törensel merkezi olan bu anıtsal kamusal alan, bugün Beyaz Geceler kutlamalarının da kalbi kabul ediliyor. Binlerce kişinin toplandığı meydanda konserler, dans gösterileri ve farklı müzik performanslarıyla şehir hareketleniyor, kararmayan gökyüzü kutlamalara ayrı bir atmosfer katıyor. Festivalin en dikkat çekici anlarından biri ise Neva Nehri üzerinde bulunan simgesel açılır köprü olan Saray Köprüsü’nde (Palace Bridge) gerçekleşiyor. Gece yarısına doğru klasik müzik eşliğinde açılan köprünün altından yelkenlilerin geçişi, Beyaz Geceler’in en simgesel anlarından biri olarak görülüyor.

En ünlü etkinliklerden biri ise Kızıl Yelkenler (Scarlet Sails) gösterisi. Özellikle gençler ve mezuniyet törenleri için düzenlenen bu gece; havai fişekler, ışık şovları ve Neva Nehri üzerinde yapılan görsel geçişlerle hafızalarda yer ediyor. Gece yarısı Neva Nehri üzerinde süzülen görkemli kızıl yelkenli ve onu izleyen yüz binlerce insan, etkinliğin en güçlü anını oluşturuyor.

1860 yılında açılan, ismini Çariçe Maria Alexandrovna’dan alan Mariinsky Tiyatro Salonu, bugün St. Petersburg’da sanatın en önemli merkezlerinden biri olarak görülüyor. Birçok bestecinin eserlerine ev sahipliği yapan, Kuğu Gölü ve Fındıkkıran gibi balelerin sahnelendiği bu tarihî sahne, festival döneminde düzenlenen opera, bale ve konserlerle şehrin kültürel yaşamına hareket katıyor.

Festival süresince düzenlenen “Müzeler Gecesi” etkinliği, akşam saatlerinden sabaha kadar konserler, performanslar ve tarihî canlandırmalarla müzelerin ziyaretçilere kapılarını açık tutmasını sağlıyor. Hermitage Müzesi ise üç milyondan fazla eseriyle festival döneminde Picasso ve Rembrandt gibi sanatçıların nadir eserlerini özel seçkilerle sergiliyor. Tüm bu kültürel yoğunluğun yanında şehir, kanalları ve köprüleriyle “Kuzey’in Venedik’i” olarak anılıyor; Beyaz Geceler’in oluşturduğu aydınlık atmosferde bu bölgelerde yürümek, festival deneyiminin en etkileyici anlarından biri hâline geliyor.

Peterhof, ihtişamlı sarayları, geniş bahçeleriyle öne çıkan tarihî bir kasaba olarak festival boyunca ziyaret ediliyor. “Rusya’nın Versay’ı” olarak anılan bu bölge, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve bu dönemde altın heykellerin ışıkla buluştuğu özel bir atmosfere bürünüyor. Peterhof Sarayı ve fıskiyeli bahçelerde gezinti sırasında ziyaretçiler; Grand Cascade önünde fotoğraflar çekiyor, sarayın içini özel turlarla geziyor ve deniz kenarında vakit geçiriyor.
Sonuç olarak Beyaz Geceler Festivali, St. Petersburg’da doğa, kültür, sanat ve sporun iç içe geçtiği; şehrin ritmini ve estetiğini yakından hissettiren eğlence dolu bir zaman geçirmenizi sağlıyor.
173 okunma


