Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
33317
post-template-default,single,single-post,postid-33317,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Geçmişten Günümüze Düğün Geleneklerimiz

15 Mayıs Uluslararası Aile Günü’nde, “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu kapsamında düğün geleneklerimizi yeniden hatırlıyoruz.

İsteme ve Söz

İki insan tanışır, zamanla birbirlerinin yanında kendini daha huzurlu ve mutlu hissetmeye başlar. Sohbetler uzar, ortak hayaller kurulur ve sonunda bu sevgiyi aynı çatı altında birleştirmeye karar verirler. Bu kararın ardından sıra ailelerle tanışmaya gelir. Erkek tarafı hem tanışmak hem de niyetini resmîleştirmek için kız evine ziyarete gider. Evde tatlı bir heyecan vardır. Misafirler karşılanır, mutfakta kahveler hazırlanır; salonda ise ilk tanışmanın hafif heyecanı hissedilir. İsteme merasiminin en bilinen anı ise damada ikram edilen tuzlu kahvedir. Ardından yüzükler takılır, söz kesilir ve evdeki heyecan yerini samimi sohbetlere bırakır. Böylece iki kişinin hikâyesine artık aileler, akrabalar ve güzel hatıralar da eşlik etmeye başlar.

Nişan

Nerede yaşanacağı, sorumlulukların nasıl paylaşılacağı gibi konular konuşulur. Yuva kurmaya karar veren gelin ve damadın bohçaları hazırlanır, nişan organizasyonu yapılır. Ailelerin ve yakınların katıldığı nişan merasimi, düğünün küçük bir provası gibi geçer; tanışıklıklar artar ve büyük günün heyecanı hissedilmeye başlanır.

Çeyiz

Düğün hazırlıkları sırasında sıra çeyize geldiğinde yılların emeği ortaya çıkar. İşlenen oyalar, saklanan kumaşlar ve özenle hazırlanan hediyeler, kuşaktan kuşağa aktarılan sevgi ve emeğin simgesine dönüşür. Çeyiz günü ise bu birikimin sergilendiği en özel anlardan biridir. Hazırlanan ürünler incelenir, sohbetler edilir, sofralar kurulur. Böylece çeyiz, yeni kurulacak yuvanın etrafında şekillenen sıcak bir dayanışma ve paylaşım geleneği hâline gelir.

Kına Gecesi

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsü eşliğinde sıra sıra dizilen kızlar, kırmızı bindallısı içindeki gelini ortaya alır; türküler birbirine karışır. Ezgiler yükseldikçe kimi gözyaşlarını sessizce siler, kimi de ağlayanları teselli etmeye çalışır. Çünkü kına gecesi hem mutluluğun hem de ayrılığın aynı anda hissedildiği en duygulu anlardan biridir. Kuru yemişler dağıtılır, eller kınalanır; bir yanda “Gelin elini açmıyor!” sesleri yükselirken diğer yanda gelinin avucuna sıkıştırılmaya çalışılan altınlarla kahkahalar duyulur. Hüzünle neşenin iç içe geçtiği bu gece, yalnızca bir gelenek değil; ailelerin, dostların ve hatıraların bir araya geldiği özel bir vedalaşma anıdır. “Hem ağlarım hem giderim” sözü ise kına gecesinin ruhunu en sade ve en güçlü şekilde anlatır.

Düğün

Düğün günü, gelinin davul zurna eşliğinde baba evinden alınmasıyla başlar. Gelin hazırlanırken ayakkabısının altına arkadaşlarının isimleri yazılır, vedalaşma anında hem sevinç hem hüzün bir arada yaşanır. Sonrasında düğün salonunda ya da açık alanda en kalabalık, en coşkulu anlar başlar. Çiftin ilk dansıyla açılan merasimde halaylar kurulur, oyunlar oynanır; herkes bu mutluluğa ortak olur. Nikâh ya düğün öncesinde ya da tören sırasında kıyılır. Gelin, damadın ayağına bastığında ve aile cüzdanını eline aldığında salonda alkışlar yükselir, sevinç dalga dalga yayılır. Takı merasimi sürerken çocuklar ikramların peşinde koşturur, gelin ve damat ise “bir fotoğraf daha” denildiğinde gülümser. Anne ve babaların gururu ise her anlarına yansır.

 

Kısacası düğün; sözden kınaya, çeyizden düğüne uzanan, her adımıyla aileleri bir araya getiren ve hafızalarda yer eden anlarla dolu bir yolculuktur.

 116 okunma

Derya Ülkar