Yukarı
Halkbank Kültür ve Yaşam
fade
33222
post-template-default,single,single-post,postid-33222,single-format-standard,eltd-core-1.1.1,flow-ver-1.4,,eltd-smooth-page-transitions,ajax,eltd-blog-installed,page-template-blog-standard,eltd-header-standard,eltd-fixed-on-scroll,eltd-default-mobile-header,eltd-sticky-up-mobile-header,eltd-menu-item-first-level-bg-color,eltd-dropdown-default,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive

Bu Zihin Oyunları Ne Kadar Tanıdık?

Günlük hayatta verdiğimiz birçok tepki ve yaptığımız seçim, çoğu zaman fark etmeden işleyen zihinsel süreçlerin etkisiyle şekilleniyor. Hazırsanız başlayalım…

1#

Hiç çok iyi bir iş yaptığınızda herkesin sizi izlediğini ya da küçük bir hatada tüm dikkatlerin sizde toplandığını düşündünüz mü? Psikolojide bu durum “spotlight etkisi” olarak adlandırılır. Kişi, başkalarının kendisine gerçekte olduğundan daha fazla dikkat ettiğini varsayar; kendi davranışlarına odaklandıkça çevresindekilerin de aynı ayrıntıları fark ettiğini düşünür. Bu durum sosyal kaygıyı artırabilir. Ancak aynı zamanda öz farkındalığı destekleyerek daha dikkatli ve özenli davranmaya da katkı sağlayabilir.

2#

Almanca “ohrwurm” kelimesinden gelen “kulak kurdu”, bir şarkının zihinde tekrar tekrar çalmasıdır. “Bilişsel kaşıntı” olarak da adlandırılan bu durum, son yıllarda bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Araştırmalarda, beynin hangi bölgelerinin aktif olduğunu gösteren fMRI (functional Magnetic Resonance Imaging- fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) yöntemi kullanılıyor. Elde edilen bulgular, işitme bölgesinin yalnızca şarkıyı dinlerken değil, onu zihinde canlandırırken de aktif olduğunu ortaya koyuyor. Yani akılda kalan melodiler sadece kulakla değil, hafıza ile de bağlantılı. Bir şarkı aklınıza takıldığında beyniniz onu âdeta yeniden çalar. Bu döngüyü kırmak için şarkıyı baştan sona dinlemek, başka bir şarkıya geçmek ya da dikkati farklı bir yöne çekmek önerilen yöntemler arasında.

3#

Bir bardak su almak için mutfağa gidip oraya vardığınızda ne yapacağınızı unuttuğunuz oldu mu? Bu oldukça yaygın bir durum ve psikolojide doorway effect, yani “kapı eşiği etkisi” olarak adlandırılıyor. Yapılan bir deneyde katılımcılardan bir nesneyi ya aynı oda içinde taşımaları ya da bir kapıdan geçerek başka bir odaya götürmeleri istendi. Sonuçlar, kapıdan geçenlerin görevi daha kolay unuttuğunu gösterdi. Bu durumun nedeni tam olarak bilinmese de araştırmacılar kapıdan geçmenin beyinde zihinsel bir “sınır” oluşturduğunu ve kısa süreli bellekte küçük bir kopmaya yol açtığını düşünüyor. Başka bir deyişle, bir mekândan diğerine geçerken zihnimiz de yeni bir “sayfa” açıyor.

4#

Frekans yanılgısı, diğer adıyla “mavi araba fenomeni”, bir şeyi ilk kez fark ettikten sonra onu sanki her yerde görmeye başlamanızdır. Örneğin, yeni bir konuya ilgi duyduğunuzda, kısa süre içinde o konuyla ilgili içeriklerin sürekli karşınıza çıktığını fark edersiniz. Bunun temelinde beynin seçici dikkat mekanizması yer alır. Beyin, çevredeki sayısız bilgi arasından bazılarını öne çıkarırken diğerlerini arka planda bırakır. Buna bir de dikkatimizi çeken bilgileri doğrulayanları fark etmemize yol açan doğrulama ön yargısı eklenir. Kısacası, aslında ortada yeni bir şey yoktur; sadece siz onu yeni görmeye başlarsınız. Çünkü beyin, neyin önemli olduğuna çoğu zaman farkında olmadan karar verir.

5#

Zeigarnik effect, yani “Zeigarnik etkisi”, yarım kalan işlerin tamamlananlara göre daha kolay hatırlanmasını ifade eder. Bu yüzden aklınızda sürekli bir şeyler dönüp duruyorsa bunun nedeni beyninizin tamamlanmamış işleri önceliklendirmesi olabilir. Bu etki, Rus psikolog Bluma Wulfovna Zeigarnik tarafından keşfedildi. İlham kaynağı ise bir restorandaki garsonlardı. Garsonlar, siparişleri servis tamamlanana kadar akıllarında tutuyor ancak iş biter bitmez hızla unutuyordu. Zeigarnik’in deneylerinde de benzer bir sonuç ortaya çıktı. Yarım bırakılan görevler, tamamlananlara göre çok daha fazla hatırlandı. Günümüzde bu etki; dizilerin en merak edilen anda kesilmesi gibi yöntemlerde kullanılıyor. Böylece izleyici, devamını düşünmeye devam ederek bir sonraki bölüme yöneliyor.

6#

Kelimelerin dilinizin ucunda olup da bir türlü hatırlanamaması çoğumuzun yaşadığı bir durumdur. Psikolojide bu durum “lethologica” olarak adlandırılır. Bir kelimeyi hatırlamaya çalışırken onu bildiğinizi hissedersiniz ancak bir türlü söyleyemezsiniz. Bunun nedeni, hafızanın bilgileri bağlantılar üzerinden işlemesidir. Sık kullanılmayan kelimeler hafızada varlığını sürdürür fakat yeterince güçlü bağlantılara sahip olmadıkları için kolayca erişilemez. Kısacası letolojika, bilginin tamamen kaybolmadığını, yalnızca o anda erişilemediğini gösterir.

7#

Aşinalık ya da “sadece maruz kalma etkisi” (mere-exposure effect), bir şeye ne kadar sık maruz kalırsak ona karşı o kadar olumlu duygular geliştirdiğimizi ifade eder. Bir görüntü, ses ya da kelime zamanla tanıdık hâle geldikçe daha güvenli görünür. Çünkü beyin, bilinmeyen yerine aşina olduğu şeyleri daha az riskli algılar. Bu yüzden bir uyarıcıyla sık karşılaşmak onu zamanla daha olumlu değerlendirmemize yol açar. Günlük hayatta reklamların tekrar edilmesi, bir şarkının sürekli çalınması ya da bir markanın sık sık karşımıza çıkması bu etkinin en bilinen örnekleridir. Kısacası, çoğu zaman bir şeyi sevip sevmememizin nedeni yalnızca onun ne olduğu değil, ona ne kadar sık maruz kaldığımızdır.
Tüm bu kavramlar, gündelik hayatta yaşadıklarımızın büyük ölçüde zihnimizin bir yansıması olduğunu ve deneyimlerimizi düşündüğümüzden daha fazla şekillendirdiğini gösteriyor.

 152 okunma

Derya Ülkar